Kıbrıs, bir güvenlik meselesi
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, asker konusunun, Kıbrıs sorununda çözümün bir parçası olduğunu, parçalı anlaşmalar yapmanın ve kısmi çözüm bulmanın çok zor olduğunu ifade ederek, "Bu yüzden bütünlüklü bir çözümden bahsediyoruz. Kıbrıslı Rumlar Annan Planını kabul etmiş olsalardı askerlerin sayısı azalmış olacaktı" dedi.
Babacan, Kıbrıs Rum kesiminde yayımlanan Fileleftheros gazetesine verdiği demecinde, Kıbrıs sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu ve "Kıbrıs'ın bir güvenlik meselesi olduğunu" vurguladı.
Babacan, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin iyimser olduğunu ifade etmesine karşın bazı çekincelerini de aktardı.
Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin iyimser olup olmadığının sorulması üzerine Babacan, "iyimser hissetmek için yeterli sebebin bulunduğunu" belirtti.
Babacan, Türkiye ile Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununun çözümünü istediklerini, bunu da Annan planını kabul ederek gösterdiklerini, ancak planı reddedenin Kıbrıs Rum tarafı olduğunu vurguladı ve eski Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un 4 yıl boyunca engeller koyması sebebiyle ilerleme sağlanamadığını anlattı.
"HRİSTOFYAS FARKLI DAVRANABİLECEK Mİ?" Güney Kıbrıs'ta şubat ayında yapılan liderlik seçimlerinin ardından Kıbrıs sorununa ilişkin görüşmelerin başladığını, bunun da iyi bir şey olduğunu belirten Babacan, "Ancak çok dikkatli olmalıyız. Elbette Sayın (Dimitris) Hristofyas 'çözüm istiyorum' vs. diyor. Ama gerçekten farklı davranabilecek mi yoksa durağanlık ve diğer bazı şeyler isteyenlerden mi etkilenecek?" diye konuştu.
"Siz ordudan farklı bir tutumla davranabilecek misiniz?" sorusunaysa Babacan, şu yanıtı verdi: "Sanırım bunu hali hazırda 2004'te kanıtladık. Elbette dış politika, güvenlik ve uluslararası konuların olduğu yerde ordu da olmalıdır. Ve Kıbrıs'ta bir güvenlik konusudur. Ancak 2003 yılında başbakanım, müzakere masasından asla ayrılmayacağına dair BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a söz verdi ve Sayın Annan da tüm sözlerimizi tuttuğumuzu raporunda belirtti. Böylece 'evet' oyu çıktı ve bu o ana özgü değildi.
Ancak Sayın Papadopulos aktif propaganda yaptı. Taraflarca İsviçre'de onaylanan bir anlaşma vardı. Ardından olumsuz bir kampanya başladı.
AB'yi temsil eden Sayın (Gunther) Verhaugen AB'nin kandırıldığına dair kamuoyu önünde açıklamalarda bulundu. Herkes sinirlendi."
"TALAT TAM DESTEĞİMİZE SAHİP" Babacan, Rum yönetimi liderliğine Dimitris Hristofyas'ın seçilmesi sonrasında durumun çok daha ümit verici olduğunu ve adadaki her iki tarafın açıklanmış isteği olduğu sürece, Türkiye'nin sürece destek vereceğini vurguladı.
Sürecin kolay olmayacağını ve sorunlar çıkması durumunda bunların konuşulması gerektiğini kaydeden Dışişleri Bakanı Babacan, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Türkiye'nin tam desteğine sahip olduğunun da altını çizdi.
ANLAŞMAZLIKLARDAN ÇIKAR SAĞLAMAK "Taraflardan birinin anlaşmazlıktan çıkar sağladığı sürece iyi sonuç alınmasının zor olduğunu" ifade eden Babacan, bu sözleriyle neyi kastettiğinin sorulması üzerine, şunları kaydetti: "Kıbrıslı Rumlarla mevcut olan konu şu anda AB'ye üye olmalarıdır. Türkiye ile ilgili her şeyde veto uygulama gücüne, Avrupa Parlamentosu'nda Adadaki her iki taraf için ayrılan sandalyelerin hepsine, adanın uluslararası alanda temsil edilmesi tekeline sahipler ve tüm AB ödeneklerini sadece Güney için kullanmaktadırlar. Üstelik bu durum katılım anlaşmasında bir bölgenin ekonomik açıdan ötekinden geri kalmaması gerektiğinin öngörülmesine karşın mevcuttur. Kıbrıslı Rumlar tarafından da kabul gören BM'nin temel ilkelerinden biri, her iki tarafın siyasi eşitliğidir. AB yönetimini paylaşmaya hazır olduklarından emin değiliz."
"TÜRKİYE'NİN GÖRÜŞÜ BÜTÜNLÜKLÜDÜR" "Kıbrıs konusunda ordu ile aranızda görüş ayrılığı, birliği veya diyalog mu mevcut?" şeklindeki bir soruya karşılıksa Babacan, şunları söyledi: "Gerçeği söylemem gerekirse ordu konusunda bana ilk kez bu kadar çok soru soruluyor. Tüm konular çeşitli makamlarımızca derinlemesine görüşülür ve elbette nihayetinde Türkiye'nin görüşü bütünlüklüdür. Her zaman böyle olmuştur, hep de böyle olacaktır. Elbette kararların alınması aşamasında makamlar arasında farklı yaklaşımlar olabilir, ancak sonunda görüş ayrılıklarımızı hallederiz ve Türkiye tek bir görüşe sahip olur. Sanırım Kıbrıslı Türklere daha çok önem vermelisiniz. Müzakereleri onlar gerçekleştiriyorlar. Biz elbette garantör gücüz, tıpkı Yunanistan gibi biz de uzakta kalamayız. Türkiye ve Yunanistan'ın paralel bir rolü vardır."
ASKER ÇEKİLMESİ "Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesinin Kıbrıs sorununun çözümüne ve Türkiye'nin AB sürecine katkıda bulunup bulunmayacağı" sorusunda da Babacan, şu karşılığı verdi: "Askerler konusu müzakerelerin bir parçasıdır, çözümün bir parçasıdır. Parçalı anlaşmalar yapmak, kısmi çözüm bulmak çok zordur. Bu yüzden bütünlüklü bir çözümden bahsediyoruz. Kıbrıslı Rumlar Annan planını kabul etmiş olsalardı askerlerin sayısı azalmış olacaktı."
10.05.2008 17:43:20
|