| |
Mo’nun Gizemi çözülüyor
Gülten Dayıoğlu, 45. yılında "Mo'nun Gizemi 2 - Otran" ile bir kez daha okurlarını selamlıyor.
Mo’nun Gizemi çözülüyor Dayıoğlu, “Fadiş”le başlayan çocuk-gençlik edebiyatı yolcuğunda yeni eserlerinde fantastik kurgularıyla çıkıyor karşımıza; “Mo’nun Gizemi” ve “Kıyamet Çiçekleri”nde fantastik edebiyatın sularında gezinmeye başlayan Dayıoğlu, “Alaca Karanlık Kuşları”nı ’evrim’ teorisi üzerine kurguluyor. "Eserlerimin üç kuşağa hizmet verdiğimi bilmekten büyük mutluluk duyuyorum," diyor Dayıoğlu. "Fantastiğe yoğunlaştığım doğru. Dünyayı geziyorum. Gezdiğim ülkelerin öyle fantastik öyküleri var ki... Galiba çocukluğumun masalları, yazar kimliğimle bütünleşiyor, yollarımız kesişiyor. Roman kahramanlarının kendilerine özgü örnekleri, kaynakları var. Bir gün Fadiş’ten başlayarak tüm roman kahramanlarımı ve onların varoluş öykülerini içeren, bir kitap yazmak isterdim. Kahramanlarımı yaratırken, gerçek insanlardan esinlenirim. Fantastik kurgu ile yazarken, düşler nice uçuk olsa da bir ayağı yere, yani gerçeğe değmeli... Fantazyaları dozunda kullanmak, sorumluluk bilinci taşımak gibi ilkeleri benimsemek gerekiyor. Yada’ya gelince... Yada, soluk kesici serüvenlerle örülmüş, bir kırk ikinci yıl romanı. Yada kızım, sadece bugünün değil, geleceğin de kahramanı..."
Mo’nun Gizemi 2 - Otran Dayıoğlu, Nisan ayının ilk günlerinde okur sayısı bugüne dek 100 bini aşan “Mo’nun Gizemi 2” ile okurlarını selamlamaya hazırlanıyor. İkinci kitabın özel bir kahramanı da var: Otran.
“Mo’nun Gizemi 2 – Otran”ın baş kahramanları yine Defne ve Burç. Genç okurlarımız hatırlayacaktır, Defne ile Burç, birbirlerine çok yoğun bir aşkla bağlı, iki genç… Aynı zamanda dünyanın sayılı genetik uzmanları arasında yer alıyorlar. İlk kitapta başlayan soluk kesici maceralar ikinci kitapta hızını kesmeden devam ediyor: Japon bilgin Yuma’nın tek hedefi İn-Mo-San adlı ‘insanüstü’ varlığı yaratmaktır. Bu amaca erişmek için, Defne ile Burç’a Mo yaratığının genlerini aşılamaya başlar. Bir süre sonra da iki genci tuzağa düşürüp, kaçırır.
Gençlerle birlikte, bu soluk kesici serüvene daldığınızda, birden karşınıza Otran çıkıyor. İnsan varlığının gizemli sınırlarını aşmayı düşleme gücüne sahipseniz, “Mo’nun Gizemi 2 – Otran”la kanatlanıp uçmanız işden bile değil!
Fadiş’ten Mo’nun Gizemi’ne Kırk beş yıldır çocuk-gençlik edebiyatında pek çok ürün veren Gülten Dayıoğlu, ilk çocuk kitabı “Bahçıvanın Oğlu”ndan (1963) bu yana, kuşaktan kuşağa okunan eserleriyle, okurlarının gönüllerine taht kurmayı başardı. Bu eserler, yedi yaştan itibaren, değişik yaş kesimlerindeki çocuk ve genç okurlar için hazırlanmış öykü ve romanlardı; Dayıoğlu, bu kez fantastik gençlik romanı “Mo’nun Gizemi 2 – Otran” ile bir kez daha okurlarıyla buluşuyor.
Dayıoğlu, Fadiş’in ilk yayınevi macerasını şöyle anlatıyor: "Yapı Kredi Yayınevi o zamanlar, Kuledibi’ndeydi. Fadiş’i alıp, sevinç içinde yayınevine gittim. Beni Onat Kutlar karşıladı. Güler yüzle, bana oturacak yer gösterdi. Bir süre sonra Fadiş’in incelemeye başladı. Bu arada Vedat Nedim Tör çıkageldi. Beni kırk yıllık dost gibi selamladı. Kimliğime, yazarlığıma değin sorular sordu. Onat Kutlar da anlattıklarımı dikkatle dinliyordu. Bir çay içimlik sürede onlara çocuk edebiyatıyla ilgili görüş ve düşlerimi anlattım. Gösterdikleri ilgi, beni öylesine yüreklendirmişti ki! Sonradan dostluğumuz ilerledi."
"Fadiş", ilk gittiği yayınevinde yayımlanmasa da yazarına yeni kapılar açmayı başaracaktır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Amerikalı uzmanlar işbirliği ile düzenlediği Çocuk Kitapları Yazma Semineri de bunlardan biridir. Dayıoğlu ve diğer yazar adayları, bir haftalık süreçte, Amerikalı ve Türk yazın ustalarından, çocuk edebiyatına değin, önemli ipuçları edinir.
‘Ben de değişip, gelişiyorum’ Dayıoğlu konularını yaşamın içinden çekip, çıkartır. Yaşadığımız dünyadır yazdığı. Ama bunu yaparken, zaman zaman düşlediği dünyayı da vurgular kurgularında. Bu dünyada, barış vardır; özgürlük, eşitlik, kardeşlik, özveri, acıma duygusu ve yardımlaşma vardır. Tüm bunları eserlerinin bel kemiği olan ’sevgi’ üzerine kurar. Ona göre, insanı mutlu kılacak olan kavramların en önemlisi sevgidir. Yeni kuşakları bilgi çağına, fantastik eserlerin farklı boyutları ile hazırlar.
Dayıoğlu, dönemin çocuğu-genci-yetişkini için yazarken, toplumsal değişimin de bilincindedir. "İnsanların değiştiğini gözlüyor, duyuyor, biliyor ve sezinliyorum. Bu nedenle bugünün insanı için yazarken, otuz yıl öncekinden çok farklı yaklaşıyorum konulara. İletişim araçları ve teknolojinin baş döndürücü ilerlemesi değer yargılarını, duyguları, düşünceleri, görüşleri içten içe yaman biçimde etkilemekte. Korkarım ki insanın özüne de ulaşmakta bu etki. İşte bu görüş doğrultusunda yazıyorum bugünkü okuyucularıma. Bu olguyu yaklaşık son on yıllık dönemde algıladım. Ve hemen kendimi yenileme gereksinimi duydum. Okuyor, araştırıyor, izleyip gözlüyorum. Sanatsal sezgilerimi bu birikimle besliyorum. Sonra oturup yazıyorum. Günceli, çağdaşı yakalamaya çaba gösteriyorum kısacası. Günümüz insanı tarafından okunmak için böyle yapmaya zorunlu olduğumun bilincindeyim."
15.04.2008 10:03:12
|
|
|
|