| |
"Bugün varız, yarın yokuz"
Başbakan Erdoğan, "Bizim lügatımızda karamsarlık, umutsuzluk ve bedbinlik yoktur. Çünkü inanıyoruz ki her türlü gelişmenin temeli ümitvar olmaktır, geleceğe dair umutlar beslemektir. Karamsarlık, belirsizlik, umutsuzluk, gelişmenin ve ilerlemenin baş düşmanıdır" dedi.
Başbakan Erdoğan, kendilerinin "emanet taşıyıcılar" olduğunu belirterek, "Bugün varız, yarın yokuz" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Vakıflar Haftası dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, sadece Türkiye sınırları içindeki eserlere değil, tarihte önemli eserler bırakılan ülkelerdeki kültürel mirasa da aynı sadakatle sahip çıkıldığını söyledi.
Erdoğan, şöyle konuştu: "Balkanlara sahip çıkıyoruz, Orta Asya'ya sahip çıkıyoruz. Oralara kadar hamdolsun elimiz uzanıyor, onları da ihya ediyoruz. 2009 yılından itibaren de bütün vakıf eserlerimizin periyodik bakımını yapmaya devam edeceğiz. Ve böylece tahrip olmalarını önleyeceğiz. Medeniyetimiz bir vakıf medeniyetidir. Bu çok önemli bir iddia ama bu iddianın içi boş olmamalı. Bugünkü millet şuurumuzu, bugünkü sağlam sosyal dokumuzu bu anlayışa borçluyuz. Vakıf, medeniyetimizin temsil ettiği değerlerin, sevginin, paylaşmanın, iyiliğin somutlaşmış halidir. Vakıf, hayatı sadece kendimiz için yaşamamanın, tek başına mutluluğa inanmamanın ifadesidir. İlim tahsil eden talebenin, fakirin, yolda kalmışın ihtiyaçları hep bu yolla karşılanmıştır.
Vakıflar eliyle toplumun gücü bireye, bireyin gücü topluma aktarılmıştır. Bilimsel çabalar kurumsal bir çerçevede daha geniş imkanlar bulmuştur. Bütün bunlar hepimizin bildiği hiç kimsenin inkar edemeyeceği gerçeklerdir. Ancak bizim vazifemiz sadece bundan ibaret değil. Bize ait yüce değerlerin ve bu değerleri insana hizmet için yürüten kurumların, geçmişte kalmış, yürürlüğünü yitirmiş olarak algılanması kabul edilemez. Modern Türkiye Cumhuriyeti'nin muasır medeniyet hedefini gerçekleştirmesi bu muhteşem mirasa sahip çıkmakla mümkündür. Bugünkü anlayışla hukuk devletinin gerçek anlamda sosyal bir hukuk devleti olabilmesi, toplum ile devletin işbirliğine bağlıdır. İşte vakıflar Türkiye'nin güç kaynakları, sosyal güvenlikleridir.
Geçmişte bir vakıf medeniyeti inşa etmemiz ne kadar önemliyse bugün bu medeniyeti yaşatmamız bir o kadar önemlidir."
"TÜRKİYE HIZLI BİR ŞEKİLDE GELİŞİYOR" Vakıf kültürünün, bugün çağdaş dünyanın tesis etmeye çalıştığı, toplumsal dokunun geliştirilmesi için önem verdiği bir anlayış olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, "Asırlardır bu kültürü, bu bilgiyi hayata geçirmiştir. Türkiye milletiyle devletiyle hükümetiyle vakıflara sahip çıkmıştır. Hem Türkiye toprakları içinde yer alan hem de dışardaki eserlere sahip çıkılmıştır" dedi.
Kendi mirasımıza sahip çıkarak insanlığın ortak mirasına da sahip çıkmaya devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, "Biliyoruz ki insanların ortak kültürel mirasına sahip çıkmak, insani değerlere sahip çıkmakla eş anlamlıdır' 'diye konuştu.
Erdoğan, şöyle devam etti: "Türkiye, hızlı bir şekilde gelişiyor, değişiyor. Toplumumuz bizden önceki o karanlık günlerde ayakta kaldıysa yardımlaşma ve dayanışma duygularının üst seviyede olması nedeni iledir. Allah bize o felaket günlerini, kriz ortamlarını bir daha yaşatmasın. O günler değil tarihi eserlere sahip çıkmak, insanların ülkelerinden umudu kestiği yıllardı. O günler, değil umutları yeşertmek, bütün toplumun ağır bir ekonomik enkazın altında kalma endişesi duyduğu yıllardı. O yıllar artık geride kaldı. O günlerde gösterilen sabrın, yardımlaşmanın meyvelerini şimdi topluyoruz. Bugünlerde gösterdiğimiz sabrın, metanetin, vakarın, izzetin karşılığını da inşallah yarın göreceğiz. Bizim lügatımızda karamsarlık, umutsuzluk ve bedbinlik yoktur. Çünkü inanıyoruz ki her türlü gelişmenin temeli ümitvar olmaktır, geleceğe dair umutlar beslemektir. Karamsarlık, belirsizlik, umutsuzluk, gelişmenin ve ilerlemenin baş düşmanıdır. Biz ömrümüzün bereketli geçmesini, emaneti devraldığımız süreci insana ve topluma hizmetle geçirmeyi esas alıyoruz.
Sadaka taşlarını bize miras bırakan, kuşlar için bile vakıf eserleri kurmayı bize miras bırakan ecdadımızın izinde yürümek ancak pozitif tutum takınmakla mümkün olabilir.
Bizlere düşen toplumla aynı istikamette olmaktır, bize düşen siyaseti, yönetimi halka hizmet aracı olarak kullanmaktır. Sadece halka hizmet değil, bütün mahlukata, bütün canlılara hizmet... Dolayısıyla çevrenin, tabiatın hukukunu özellikle korumak en büyük şiarımızdır. Bizler emanet taşıyıcılarız. Bugün varız, yarın yokuz. Emanete ne kadar riayet edebilirsek, ne kadar sahip çıkabilirsek, o kadar kendimizi mutlu ve mesut sayacağız. Milletimize, insanlığa ne kadar hizmet edebilirsek o kadar müsterih olacağız. 'Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş' meğer diyerek yolumuza devam ederiz. Bunu takdir edecek olan da zaten takdir eden de yüce milletimizdir."
"DEVLET-MİLLET EL ELE" Her geçen gün ekonominin, devletin ve toplumun sağlam, geri dönülemez bir şekilde geliştiğini anlatan Erdoğan, devlet-millet işbirliği ile birçok sorunun çözüme kavuştuğunu söyledi.
Gelinen noktanın elbette yeterli olmadığını, daha da ileri gidilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Hiç bir zaman bu ülkeye yaptığımız hizmetleri yeterli görmedik. Hiçbir zaman da yeterli görmeyiz" dedi.
Türkiye'nin daha çok demokrasiyi, daha çok adaleti, daha çok kalkınmayı hak eden bir ülke olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu millet hiç şüphesiz daha iyisine, en iyisine layıktır. Ekonomik ve demokratik gelişme ülkemizin sokaklarına, mahallelerine de yansıyor. Sağlık, eğitim ve şehirlerimiz iyileşiyor. Hükümetimiz döneminde, vakıf eserlerine bu kadar sahip çıktıysak, bu bizim medeniyet bilincimiz kadar bu ülkeye getirdiğimiz siyasi ve ekonomik istikrarın da bir sonucudur, çünkü hayat bir bütündür. Politikalarımız da bu bütünlüğün eseridir. Bu anlamda hayırseverlerimizi de şükranla ve minnetle anıyorum. Milletimiz, ülkemiz, vatanımız, yurdumuz onlar sayesinde çok daha güçlüdür. Sivil toplum örgütlerimiz hayırlı hizmetlerde devletle ve birbiriyle adeta yarışıyor... Yardım faaliyetlerinin organize bir şekilde daha etkin yönetilmesi için vakıf ve derneklerimize de büyük görevler düşüyor.
Bugün itibariyle faal olan 78 bin 24 adet dernek ve 4 bin 459 vakıf, toplumumuzun dayanışmaya verdiği önemi açıkça ortaya koyuyor.
Bizim iktidarımızda devlet millete sahip çıkmış, millet de daha büyük aşkla devletine sahip çıkmıştır. İstikrara sahip çıkmak budur, güvene sahip çıkmak budur, ülkesinin geleceğine sahip çıkmak budur. Zira bu okullarda milyonlarca Anadolu çocuğu aydınlanacak. İşte millet devletine, devlet de milletine inanınca, güvenince böyle güzel eserler ortaya çıkabiliyor. İnşallah bu vefakar millet, Türkiye'nin geleceğine, istikrarın geleceğine, demokrasinin geleceğine, hukukun geleceğine aynı sadakatle sahip çıkacaktır. Ve inşallah bir daha bu milletin boynu yere eğilmeyecektir."
Türkiye'nin daha iyi yarınlara taşınacağına inancının tam olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, sözlerini, "Bu eserlere sahip çıkma mücadelesini sürdüren kurum ve kuruluşlardaki tüm elemanlarımıza şahsım ve milletim adına tebrik ve takdirlerimi bildirmek istiyorum" diye tamamladı.
05.05.2008 14:34:57
|
|
|
|