Seçim ekonomisi hazırlanıyor
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP hükümetinin, seçim ekonomisi uygulama hazırlığı yaptığını savundu.
Baykal, partisinin TBMM grubunda, ekonomik tablonun kaygı verici olduğunu, TÜİK ve Merkez Bankasının hazırladığı Tüketici Güven Endeksi'nin sürekli inişte olduğunu ifade etti.
Merkez Bankasının faiz artırımına işaret eden Baykal, bunun; üretimin, yatırımın cezalandırılması, ülkenin borçlanma yükünün artırılması, ekonomide işlerin iyiye gitmediği, ekonomideki kanamanın devam edeceği anlamına geldiğini kaydetti.
Ciddi bir ekonomik sıkıntı içinden geçildiğini ifade eden Baykal, Hükümetin, böyle bir tablo içinde bir yandan seçim ekonomisi uygulama hazırlığı yaptığını savundu.
Tuzla tersanelerindeki ölümlere de değinen Baykal, bu ölümlerin, "iş kazası" olarak nitelenmeyeceğini söyledi. İhmal, vurdumduymazlık, sorumsuzluk sonucu facia yaşandığını belirten Baykal, "Bunların karşısında iktidar yetkililerinin üzüntülerini beyan etmesi önlem değil, bu sorunun çözüme ihtiyacı var. Hiçbir önlem alınmazsa bunların artacağı açık" dedi.
"Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün dinlenildiği ve izlenildiği" iddialarına da değinen Baykal, olayın çok düşündürücü ve üzücü olduğunu söyledi.
Baykal, Türkiye'ye bu manzaraların yakışmadığını belirterek, "Ülkenin yüksek yargıçlarını dinleyemezsin. Kimseyi dinleyemezsin. Kimsenin özel yaşamına, mahremiyetine elini uzatamazsın, kulağını dayayamazsın. Devlete röntgencilik yapmak yakışmaz. Bu iktidar sayesinde röntgenci devlet olduk" görüşünü dile getirdi.
Yapılan açıklamaları da eleştiren CHP Lideri Baykal, şöyle devam etti:
"Perişanlık, suçüstü oldular. Bir yüksek yargıcı izliyorsun. Ne zaman izliyorsun? AKP kapatma davasından hemen önce izliyorsun. Onunla ilgisi yok. Biz başka işin peşindeyiz. Çok acıklı bir manzara. Bu telaş niye? Bu korku niye? İnsan tenezzül etmez. Ne olacak şimdi? Bakanın biri, bir türlü konuşuyor, öbürü başka türlü konuşuyor. 'Ya yapıldı, yanlıştır, yapanlardan hesap soracağım, kabul edemem' diyecek bir Allah'ın kulu yok mu bu iktidarın içinde. Herkes ezik, herkes suskun, örtbas etmeye hazır."
Başbakan Erdoğan'ın, "CHP, kaymak tabakasının yanında" dediğini ifade eden Baykal, bu sözlere tepki göstererek, hergün halkın içinde olduğunu, koruma ordusuyla dolaşmadığını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, "Kin ve nefret" yakıştırması yaptığını öne süren Deniz Baykal, "Benim lügatımda kin, nefret diye bir kavram yok" dedi.
Cumhurbaşkanlığı makamının ülkenin sorunlarıyla ilgili bütün çalışmalarında sorumluluk üstleneceklerini, birlikte çalışacaklarını ilan ettiklerini hatırlatan Baykal, Cumhurbaşkanı Gül'ün, ülkenin dış politika sorununu konuşmaya çağırdığı zaman gittiğini anımsattı.
Baykal, şöyle konuştu: "Ama 'Gel bir yemek yiyelim' dediği zaman, yemekse, 'Ben, muhtarlarla yiyeceğim" dedim. Ben gitmiyorsam, kin ve nefretten gitmiyor değilim, İlkeden dolayı gitmiyorum. İlan ettik, ilkeyi uyguluyoruz. Bizim ilkemiz var. Yoksa ben hazımsızlıktan, 'O cumhurbaşkanı oldu, ben cumhurbaşkanı olamadım' falan diye hazımsızlıktan gitmiyor değilim."
Batılı siyasetçilerin, Türkiye'deki gelişmelere yönelik yaptıkları açıklamalara da değinen Baykal, laiklik, demokrasi, İslamiyet sentezini bir arada yaşatma mücadelesi vermiş dünyada başka bir ülke olmadığını söyledi. Baykal, "Dünyada 53 tane Müslüman ülke var. 'Ben, laik bir ülkeyim' diye Anayasasına yazmış başka bir ülke yok" dedi.
20.05.2008 17:17:58
|