9 Şubat 2012
 |    Facebook    Twitter  | 
ShowTv Net
Yazarlar
NEW YORK'TAN BAKIŞ / Hıdır Geviş
 

Ah İtalya

Bu satırları yazarken bir yandan da Oolong adlı bir tür bitki çayı içiyorum. 100 paketlik bu çayın kutusunu kaça aldım biliyor musunuz; 1.5 dolara. Nereden aldığımı merak ettiyseniz bu yazıyı sonuna kadar okumalısınız, çünkü cevabı satırların arasında bir yerlere yerleştirdim.

Geçen Pazar günüydü, o gün için hiç bir plan yapmamıştım, öğlene doğru  dışarı gidesim geldi, çıktım gittim... Spor ayakkabı bakabilirdim mesela. 18 sokak ile 5. caddenin kesiştiği noktada tam H&M'in yanında  Daffy's adlı bir mağaza var, oraya gittim. Belki söylemişimdir, bu mağazada, dizaynır ürünler çok ucuza satılıyor, giysiler pek işe yaramıyor ama tam ağzımın tadına göre spor ayakkabıları burada bulabiliyorum, fiyatlar 20-35 dolar arasında değişiyor, eski sezonun malları ama olsun, ne farkeder...

Ancak o gün Daffy's de kafama göre bir ayakkabı bulamadım. Hava rüzgarlıydı, olsun bana kâr etmez, benim içimdeki rüzgar daha kuvvetliydi, alıp başımı gitmeli, biraz yürümeliydim, yürüdüm de...

Aşağılara doğru yürüye yürüye West Houston sokağına geldim. Karnım çok acıkmıştı, canım bir İtalyan lokantasında chicken parmesan yemek istedi. İtalyan mahallesi Minik İtalya'ya (Little Italy) çok yakın bir yerdeydim, belki oraya gidebilir ve karnımı doyuracak iyi bir lokanta bulabilirdim. Yolun karşısına geçip sola döndüm ve doğu nehrine doğru yürümeye devam ettim, nihayet  Mulberry sokağına gelmiştim. Sağ yaparak sokaktan içeri girdim. Bu sokak aşağıya, Çin mahallesine kadar gidiyor, yol boyunca sağlı sollu lokantalar var... Minik İtalya burası. Anneler günü nedeniye etraf kalabalık, herkes annesiyle dolaşıyor. Aslında Amerika'daki tek minik İtalya burası değil, her şehrin nasıl bir Çin mahallesi varsa, bir de italyan mahallesi var ve pek çoğu da Little Italy olarak anılıyor. Örneğin San Diego, Baltimore ve Chicago, Little Italy'si olan şehirlerden. Eski kentim Boston'da da lokantalarıyla ünlü bir İtalyan mahallesi vardı ama o mahalle Little Italy olarak değil, North End olarak anılıyordu.

Lokantalar dışında bu mahallenın İtalyanlığı pek kalmamış aslında, farkedilir yoğunlukta bir İtalyan nufusu yok. Bunun sebebi var: İtalya'dan Amerika'ya 1876'larda başlayan kitlesel göçler, 1970'lerde kesildi, çünkü İtalyan ekonomisi düzelmişti ve insanlar eskisi gibi Amerika'ya göçetmeye heves etmiyorlardı. Dolayısıyla yeni gelen İtalyan göçmenlerin iş ve kalacak ucuz yer buldukları New York'un İtalyan mahallesi artık yeni göçlerle beslenme şansı bulamıyordu. Sonuçta bu mahalleye, New York'a taşınan başkaları sızdı ve bölgenin etnik yapısı değişti. Ancak buradaki lokantaların sahiplerin ve onların işletme anlayısnda bir değişiklik olmadı. Örneğin aynen Kapalıçarşı'daki gibi kapı önlerinde biri duruyor ve size lokantaya çekmeye çalışıyor. Amerika'da alışık olmadığım bir şey, hiç de sevmediğim bir şey, bir esnafın bir şeyi seçmem konusunda aklımı çelmeye çalışması hiç hoşuma gitmiyor.

Seçki seçesin, bir sürü lokata var, hangisi iyidir bilmiyorum, dışarıda yemek yiyeceksem ya bilen bırine sorarım ya da internetten bakarım, ancak bu defa her ikisini de yapamadım, kendi kendime piyango oynadım ve Grotta Azzurra diye bir lokantaya dalıverdim.

Şık ve belli ki eski bir lokantaydı. Oturduğum masanın karşındaki barda kocaman bir TV vardı ve sürekli Mc Donald's reklamları dönüyordu. Kendime iştah açıcı olarak kızarmış ekmek üzerine sarmısak, taze domates, reyhan otu ve zeytinyağı konulan Bruschetta ısmarladım, fiyatı 6 dolar ancak ekmeği çok kötüydü, ardından, kızarmış tavuk bifteği üzerine domates sosu ve eritilmiş peynir, yanına pesto soslu makarna olan chicken parmesan tabağı aldım, 19 dolar da o tuttu, heralde sizin nazarınız değdi, bugüne kadar yediğim en berbat yemeklerden biriydi, daha doğrusu yemediğim, paket yaptırdım, bundan akşam değil olsa olsa yarına öğlen yemeği olur dedim. Neyse, vergisidir bahşişidir darken, hesap 30'u geçti 40'a dayandı, oradan çıktım, bari bir cannoli yiyeyim de kendime geleyim dedim, Ferrara adlı İtalyan tatlı ve kurabiyeleriyle ünlü bildiğim bir yer vardı, önündeki uzun kuyruğu görünce, vazgeçtim, başka bir pastaneden 4 dolar verip, icinde krema olan ve görünüş olarak iki ucu açık sigara böreğini andıran bir cannoli aldım, çok para, üstelik kremayı saran kabuk kısmı çok kalın ve sertti. Allahım yiyecek konusuda ne bahtsız bir gündü. Haftaya minik Çin'deyim, çayı oradan almıştım:))

New York'da bir hızlı gazeteci: Mehmet Demirci
Bundan böyle bu köşede New York'da yaşayan Türkiyeli gazetecileri bir iki satırla da olsa sizlere tanıtmaya çalışacağım. Köşenin ilk yüzü Mehmet Demirci.

Türkiye ve Türkiyelilerle lgili New York'da hangi aktiviteye giderseniz gidin, Mehmet'i muhakkak orada görürsünüz.

Mehmet her zaman sakin duruyor, ancak onun bu duruşuna aldanmayın, sessiz esen bir rüzgar gibi Mehmet. Çünkü New York hayatının güvenli limanına demir atıp başka hayatlara kendini kapamıyor, aksine O'nu  bekleyen sıkıntılara ve tehlikelere rağmen, haber neredeyse oraya esiyor: bir bakıyorsunuz Afganistan'da, bir bakıyorsunuz Haiti'de, bir bakıyorsunuz Afrika'da...  

Mehmet her zaman sessiz duruyor, ancak onun bu hali de sizi yanıltmasın: O kamerasını ve kalemini, dünyanın her yerinden duyulabilecek bir ses tonuyla konuşturuyor: Ziarat depreminin ya da Darfur'da bir katliamın ardından yaşanan trajedilere tanıklık ediyor, bu tanıklıklari güçlü, sahici ve içten bir sesle bize iletiyor. İşte bu ses, biz dünyanın talihli insanları ve talihsizler arasında sıkı bir gönül köprüsü örüyor, o yakaya geçiyor, onlarla acı çekiyor, hatta onlarla küçük bir kapta yemek yiyor, hep birlikte Mehmet'in objektifine bakıp, gülümsüyoruz.

Omuzunda asılı o kocaman ve ağır fotoğraf makinası ile Mehmet'e ne zaman rastlasam, aklıma gazetecilik okuduğum yıllarda merak ve ilgiyle takip ettiğim usta çizer Necdet Şen'in Cumhuriyet'deki Hızlı Gazeteci serisi geliyor; Mehmet de Hızlı gazeteci gibi biraz düşünceli, saçları alnına dökülüyor, biraz dalgın ve yapacağı haberleri tasarlıyor, biraz romantik ve hayata şair gibi yaklaşıyor: hayatı önemsiyor ama vaadlerinin esiri de olmuyor...

Mehmet'i daha yakından tanımak isteyenler için:

www.mdemirci.com
http://mehmetdemirciweb.blogspot.com/
http://twitter.com/mferrous

 
  E-Mail :

Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesi'nde silahlı saldırıya uğrayan ...
 
İstanbul
3
Kar Yağışlı
Ankara
-1
Hafif Kar Yağışlı
İzmir
7
Çok Bulutlu

 
4 ŞUBAT 2012
tarihli çekiliş sonucu
15
25
32
37
42
46
8 ŞUBAT 2012
tarihli çekiliş sonucu
13
14
18
21
31
+
10
2 ŞUBAT 2012
tarihli çekiliş sonucu
09
17
18
24
31
53
6 ŞUBAT 2012
tarihli çekiliş sonucu
05
19
21
26
27
30
33
38
43
44
48
54
56
57
59
62
63
65
66
68
69
78
Copyright ©1994-2011 EKSEN
 
vidivodo.com | ceptown.com | acunmedya.com | yayinonline.com | showplus.com.tr | kontrahaber.com
kontratv.com | kontranews.com | agubugu.com | maco.tv | hoptek.tv | ejdera.com