
Önce
en büyük yavrusu anlatmaya başlamış:
"Önce bahçelerde yaşadım, solucan topladım. Sonra
kirazlar olurken kiraz yedim. Kirazdan sonra armutla
beslendim. Karnım hiç aç kalmadı."
"Ay, yavrum" demiş serçe anne,"bu hayat
çok tehlikelidir. Başkasına ait şeylerle yaşamaya alışanın
başına kötü işler gelebilir."
Sonra bir sonraki yavrusu anlatmış:

"Ben konağın yakınında yaşadım. Zengin insanların
artıklarını, ahırlarda hayvanlara verilen yemlerin kalıntılarını
topladım. Karnım hep doydu, hem de çok iyi yemeklerle."
"Ay yavrum" demiş anne, "zenginliğin
yanında yaşamak iyidir, ama zenginlikle birlikte alçaklık
da hep orada olur. Bu hayat çok tehlikelidir."
Sonra üçüncü yavrusu anlatmış:
"Ben yol boylarında yaşadım. Orada hep bir şeyler
bulunuyor.

Onları
topladım."
"Ay yavrum" demiş anne. "Yol boyları
tehlikeli olur. Sen yem toplarken yaramaz çocuklar sana
taş atabilir."
Sıra en küçüğe gelmiş:
"Anne, ben ormanda kaldım. Ağaçların dalları arasında
yer buldum kendime. Kimseye zarar vermeden, kimseye
muhtaç olmadan, özgür yaşadım. Kendi bildiğim gibi,
kimseye bağlı

olmadan
yaşamak çok güzel. Hayatımdan çok memnunum."
"Yavrum" demiş anne. "En küçük olmana
rağmen en akıllı senmişsin. Özgür olan, hayatta kimseye
muhtaç olmayan, en mutlu hayatı bulacaktır. Senin hayatın
diğerlerine de örnek olmalı."
GERİ
DÖN