|
|||||
|---|---|---|---|---|---|
Futbolun şova, futbolcuların aktöre dönüştüğü modern zamanlarda Hüseyin Çimşir, Mustafa Sarp, Ekrem Hayyam Dağ ve Emre Belözoğlu yorulmadan bıkmadan usanmadan ter akıtıyor. Sessiz sedasız işlerini yaparlar... Futbolun saklı kalan kahramanlarıdır... Belki topla dans etmezler ama kocaman yürekleriyle kaderlerine isyan edercesine meşin yuvarlakla kavga ederler. Bilirler ki bu kutsal kavgaları onları ayakta tutar, oyunlarına anlam katar. Büyücü hiç değillerdir... Ama kader sanki onlara daha zorunu yüklemiştir; büyü bozarlar... Koşarlar, koşarlar ve koşarlar... Yorulmazlar, bıkmazlar, vazgeçmezler. En büyük alkışı taraftarlarından değil, içlerinde biriktirdikleri derin sessizlikten alırlar. Evet yetenekleri sınırlıdır... Ancak futbola adadıkları emekleri sınırsız, yeşil sahaların ağır işçileridir. Romantizmle işleri olmaz, realizmin en büyük savaşçılarıdır. Çünkü, hayatın, futbolun, sırtına geçirdiği renklerin 'gerçekliğine' aşıktırlar. Portrelerini attıkları gollerle değil, akıttıkları terle yazarlar. Hocalarının en güvenilir dostu, takım arkadaşlarının sahadaki en sadık yardımcılarıdır. Onlar aslında toplumların unutulan ortak vicdanıdır. Biz de bu kadar hengamenin, bu kadar olayların arasında kaybolup giden vicdanın sesine tercüman olalım dedik. İşte onlar; Hüseyin Çimşir, Mustafa Sarp, Ekrem Hayyam Dağ, Emre Belözoğlu... HÜSEYİN ÇİMŞİR Trabzonspor'un, sezon başında kapıya koyduğu kaptanı Hüseyin, sessiz sedasız Bursaspor'un yolunu tuttu. Futbolu bilmiyor, yaşı ilerledi ve ağırlaştı, artık bitti deniliyordu. Ama o adeta küllerinden doğdu. 30 yaşın verdiği tecrübeyle Ertuğrul Sağlam'ın vazgeçilmezi, Timsah'ın sigortası oldu. 23 maçın, 21'inde 90 dakika oynadı. Gösterdiği direnişle Bursa'nın liderliğinde büyük katkı sağladı. 6 yıldır Trabzon'da yaşamadığı şampiyonluk sevincini belki Bursaspor'da tatmanın eşiğine geldi. MUSTAFA SARP Sezon başında Galatasaray'a bedavaya geldi. 30 yaşında, bu takımda ne işi var dendi. Savaşçı kimliği ve sade futboluyla Hollandalı ünlü teknik direktör Rijkaard'ın gözbebeği oldu. Keita, Elano, Giovani gibi havaalanlarında coşkuyla karşılanmasa da oynadığı toplam 41 maçla Cim Bom'a bir çok yıldızdan daha fazla katkı yaptı. Ligde forma giydiği 19'unda 90 dakika sahada kalıp istikrar abidesi oldu. Orta sahaya kattığı dinamizmle Galatasaray'ı zirvede tutanların başında geldi. EKREM HAYYAM DAĞ Avusturya doğumlu... Transfermarkt'da yabancı statüsünde gösteriliyor. Beşiktaş, onu geçen sezonun başında 1 milyon euroya Gaziantep'ten aldı. Çuval dolusu para dökülmediği için Tabata ve İsmail kadar gürültü koparmadı. Boynunu eğdi, kendisini Mustafa Denizli'nin emrine verdi. Sağda, solda, ortada, defansta her yerde görevini yaptı. Çifte şampiyonluğun gizli mimarlarından oldu. Bu sezon da ligde görev aldığı 20 maçın 16'sında 90 dakika ter döktü. Kartal'ın jokeri, Şampiyon Ligi'nde de 6 maçın 6'sında sahadaki yerini aldı. EMRE BELÖZOĞLU Galatasaray'la özdeşleşmişken, bu sezon 18 maçın 10'unda 90 dakika oynamak gibi istatistiklerin dışında sahaya yüreğini koyup Fenerbahçeliler'e 'gerçek' Fenerbahçeli olduğunu kabul ettirdi. Fenerbahçeliler, Emre'nin rengi dışında liderliğini, savaşçı ruhunu da özümsedi. Latin vurdumduymazlığının kol gezdiği Fenerbahçe'nin en büyük eksiklerinden biri belki de takımda Emre gibi başkaldıran ikinci bir futbolcunun olmaması. 18/3/2010 18:45:01 Akşam |
|||||
Diğer Haberler
|
|||||

| • Tümü | |||
| 1 | Galatasaray | 54 | |
| 2 | Fenerbahçe | 51 | |
| 3 | Beşiktaş | 46 | |
| 4 | Gençlerbirliği | 43 | |
|